The Rings of Power’ın 3. sezonunda Rivendell, Tolkien’in tasvirine sadık ama daha erken bir dönemini yansıtan yeni bir dekorla ekrana taşınıyor.
Tolkien’in ikonik sığınağı bu kez erken yıllarıyla geliyor
The Lord of the Rings: The Rings of Power’ın 3. sezonu, Tolkien’in en tanınan mekânlarından biri olan Rivendell’i ilk yıllarıyla izleyiciyle buluşturuyor. İkinci sezonun sonunda kısa bir işaretle gösterilen bu gizli elf sığınağı, yeni sezonda tam olarak tanıtılıyor.
Ancak ekibin kurduğu Rivendell, Peter Jackson’ın filmlerinde görülen versiyondan farklı. Bu kez izleyici, savaşın gölgesinde büyümekte olan, hâlâ şekillenme aşamasındaki bir yerleşime bakıyor. Bol yeşillik, şelaleler ve altın ışıkla çevrili alan, elfleri Orta Dünya’yı saran şiddetten korumak için tasarlanmış.
Yapım tasarımcısı Kristian Milsted, önceki yapımlara basmamak için özel çaba gösterdiklerini belirtiyor. Patrick McKay ise amacın, izleyicinin Rivendell’e gittiğinde eksik hissi yaşamaması olduğunu, fakat yerin henüz bir inşaat alanı gibi görünmemesi gerektiğini vurguluyor.
Tolkien’in suluboyası dekorun pusulası oldu
Yaratıcı ekip, Rivendell’i kurarken her zaman Tolkien’e geri döndü. Bunun için yalnızca metinler değil, yazarın yaptığı çeşitli eskizler ve resimler de incelendi. Özellikle The Hobbit’in ilk Amerikan baskısında yer alan bir suluboya, ekibin “kuzey yıldızı” olarak tanımlandı.
McKay’e göre ekranda görülen Rivendell, o suluboyaya şaşırtıcı derecede yakın. Vadinin ortasından geçen nehir, köprü, su ve kulübe, resimdeki yerleşimle büyük ölçüde aynı biçimde konumlandırıldı.
Tasarım sürecinde yalnızca çizimlere değil, Tolkien’in 1911 yazında İsviçre Alpleri’ndeki Bernese Alps içinde yer alan Lauterbrunnen Vadisi’ne yaptığı yolculuktan aldığı ilhama da başvuruldu. Milsted, görsel efekt ekibiyle birlikte vadinin üzerine helikopterle uçtuklarını ve tüm alanı taradıklarını anlattı. Ardından fiziksel set, o vadi içindeki sanal dünyaya yerleştirildi.
Shepperton Studios’da gerçek bitkiler ve ahşap öne çıktı
Rivendell, İngiltere’nin Surrey bölgesindeki Shepperton Studios’da kuruldu. Burası daha önce Alien ve 2001: A Space Odyssey gibi büyük yapımlara da ev sahipliği yapmış bir tesis. Set, doğal görünümünü güçlendirmek için gerçek ağaçlar ve bitkilerle dolduruldu; bunların hepsi sulanarak canlı tutuldu.
Milsted’e göre bu yaklaşım, mekânın “gerçek” hissi vermesini sağlıyor. Aynı zamanda Rivendell’in doğayla uyumlu yapısını da güçlendiriyor. Bu nedenle dekorun büyük kısmında taş yerine ahşap kullanıldı. Taş, yalnızca Elrond’un evinin temelinde yer aldı.
Elf estetiğini açık biçimde gösteren bu ev de doğayla uyum içinde düşünüldü. Balkonu vadiye bakıyor ve dışarıya açılan üç açıklık içeriyor. Milsted, yapının elle inşa edilmiş gibi görünmesinin önemli olduğunu, ancak aynı zamanda doğayla birlikte büyüyen bir yapı hissi vermesini istediklerini söyledi; bu yüzden duvarlarda sarmaşıklar yer aldı.
Elrond’un evi karakteriyle birlikte tasarlandı
Rivendell’de fiziksel olarak kurulan tek bina Elrond’un evi oldu. Yaratıcı ekip, bu alanı doğrudan Elrond’un kişiliğine göre şekillendirdi. Milsted, onu hem bir bilge hem de bir tür yönetici olarak gördüğünü, bu yüzden yapının bir danışma yeri gibi hissedilmesini istediklerini aktardı.
J.D. Payne’e göre evin içinde Elrond’un şifacılığını hatırlatan eşyalar, bilgisini gösteren tomarlar ve tarihsel olayları ya da onun için anlam taşıyan anları anlatan duvar halıları bulunuyor. Yapının iç tasarımında, beş yıl süren savaşın ardından Elrond’un nasıl bir yer kuracağı sorusu belirleyici oldu.
Yapım ekibi, bu alanın Elrond’un kimliğini yansıtması gerektiğini düşündü. Ev, hem geçmişle bağı olan hem de sığınak işlevi gören bir yer olarak kuruldu.
Serinin tonunu taşıyan güvenli bir liman
Rivendell’in 3. sezonda sahneye girmesinin nedeni yalnızca hikâyeye uygun olması değil. McKay’e göre bu sezon, “düzenin bozulduğu, kuralların artık işlemez göründüğü bir dünyada güvenli bir yer bulma” meselesini anlatıyor. Bu nedenle Rivendell, kaosun içindeki sığınak olarak öne çıkıyor.
Payne de Tolkien’in The Fellowship of the Ring kitabından bir alıntıyı hatırlatarak bu yerin anlamını özetledi. Ona göre Rivendell, yemek, uyku, hikâye anlatımı, şarkı ya da yalnızca düşünmek için uygun, “mükemmel bir ev” fikrini taşıyor; orada bulunmak bile yorgunluk, korku ve keder için bir çare gibi sunuluyor.
Ekip, Rivendell’i tek bir karede bile duygusu anlaşılabilecek biçimde tasarlamayı amaçlıyor. Karşıtlık burada önemli: Barad-dûr karanlığı temsil ederken, Rivendell ışık, dinginlik ve güven hissi veriyor.
Rivendell gelecekte de değişmeye açık bırakıldı
Yapım ekibi, Rivendell’i yaşayan bir tuval gibi görüyor. Milsted, köprünün ötesine geçip ormanın içini ve Elrond’un evinin arkasındaki alanları keşfetmek istediğini söylerken, McKay bu isteği Orta Dünya halklarının doğasına bağlıyor.
McKay’e göre elfler yavaş hareket ediyor; bu yüzden Rivendell’in sezon 3’te görülen halinden uzun süre farklılaşmaması doğal. Ona göre bu yerin büyümesi ve değişmesi yüzyıllar alacak. Şimdilik ufkun ötesi gizemini koruyor, ancak ekibin niyetine göre bu gizem sonsuza kadar sürmeyebilir.
Yeni sezonla birlikte Rivendell, hem Tolkien hayranları için tanıdık hem de daha önce görülmemiş bir yüzüyle ekrana geliyor. Yapım ekibinin hedefi, bu mekânı yalnızca güzel bir dekor değil, hikâyenin duygusal omurgalarından biri haline getirmek.



